Vergiye Uyumlu Mükellef Olmak Ve Aflar
Vergisini düzenli ödeyenler için ilk denilebilecek türde vergi affı düzenlemesi 8 Mart 2017 tarihinde getirilmişti.
Daha önceki yazılarımızda vergiye uyumlu mükellef olma şartları ile vergi aflarının kapsamını ayrı ayrı detaylandırmaya çalışmıştık. Bu yazımızda vergiye uyumlu mükelleflerin penceresinden her ikisini değerlendirmeye çalışacağız.
Ülkemizde belirli aralıklarla vergi afları çıkarılmakla birlikte vergisini düzenli ödeyenlere ilk denilebilecek türde bir düzenleme 8 Mart 2017 tarihinde getirilmişti. Düzenlemeden hatırlayacağınız gibi 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren verilecek olan yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden faydalanılmaya başlandı. Bu durum genel itibarıyla sevindirici olsa da şartların detaylı ve çok ağır olması nedeni ile mükafattan çok sonuçları itibarıyla ceza gibi sonuçlar ortaya çıktı.

Böyle bir hak kullanımının tabii ki şartları olmalı, ancak çok basit denilebilecek bir beyanname ödenmesinin kapanmış olsa dahi atlanmış olması, iki yıl kadar geçmişte bir beyannamenin kanuni süresinden sonra yine mükellefin rızası ile pişmanlıkla verilmiş olması gibi mükellefin iyi niyeti olsa dahi işlemler faydalanmayı bozmaktadır. Bunların yanında iki yıldan daha az geçmişi olan yeni kuruluş diyebileceğimiz şirketler ise daha baştan düzenlemenin dışına itilmişlerdir.
Yani burada dikkat çekmeye çalıştığımız nokta; iyi niyetle görevlerini yerine getirmeye çalışan mükellefler, belli faydalardan yararlanmak için öyle zor şartları yerine getirmeliler ki sıfır hata ile başarıya ulaşsınlar. Sistemin sıfır hataya getirmiş olduğu açık noktalar ise beyan tarihi itibarıyla vadesi geçmiş borcun 1.000 TL’den az olması ve kanuni süresinde verilmiş olan beyanlara verilecek pişmanlık beyanlarıdır.
Ancak vergi afları yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi çok zorlu şartlara sahip olarak çıkmamakta. Hatta vergisini zamanında ödemeyen, beyanını zamanında vermeyen mükelleflere vergiye uyumlu mükelleflerden daha fazla şans tanınmaktadır diyebiliriz. Vergisini düzenli ödeyen uyumlu mükellefler, zamanında ödeme ile alternatif karlardan yararlanamazken ödemeyenler şirketlerinden vergisiz para çekebilmekte; faturasız mal alımı, faturasız mal satışı, demirbaş alımı yapabilmektedirler.

Bunların sonucunda da çok cüzi tutarlarda rakamlar ödeyerek hem paralarını ceplerinde tutmakta hem de geçmişe dönük olarak tüm inceleme risklerinden de kurtulmaktadırlar. Bunun sonucu ise net olarak vergiye uyumlu mükelleflerin zenginliklerinin aflar aracılığıyla transfer etkisi yaşamasıdır ve esas vergi adaletine uymayan durum budur.
Normal şartlarda afların çok daha ağır şartlarda olması ve mükelleflerin uyumlu olmaya zorlandıkları düzenlemelerin getirilmesi esas olmalıdır. Ülkemizde bu durum artık çok kötüye kullanılmakta ve her aftan sonra vergiler af dosyasını bozmayacak kadar ödenmekte ve bir dahaki affa kadar biriktirilmektedir.
Vergisini düzenli ödeyenlerin de bu kervana katılmaması ve kamu vicdanının rahatlatılması için kanun koyucudan beklentimiz; adil vergi düzeni, sıkı kontrol ve uyum şartlarına iyi niyet işaretlerinin de konmasıdır. İyi niyet tüm borcun faizi ile kapatılması, pişmanlıkla kendiliğinden verilen beyan gibi işlemlerle kendisini gösterebilen ölçülebilir bir tanım altına oturtulduğu takdirde olay daha kolay ve tercih edilir hale gelecektir diye düşünmekteyiz.
Diğer e-ticaret köşe yazılarını okumak için tıklayın.
E-ticaret Çağı Eylül sayısını ücretsiz okumak için tıklayın.




















