Turkcell – Ayşem Ertopuz Röportajı
Turkcell Dijital Servisler ve Çözümlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ayşem Ertopuz ile dijital dönüşüm ve girişimcilik ekosisteminin geleceğini konuştuk.
Bir Şirketin Yaratacağı Değer Potansiyeli, Müşterileriyle İlişkisinin Değeri Boyutundadır
Bir telekomünikasyon firması olan Turkcell’in dijitalleşme hikayesini aktarabilir misiniz?
Turkcell olarak 2015 yılında başlattığımız dijital dönüşüm stratejimiz doğrultusunda, bugün dünyanın ilk dijital operatörü haline geldik. “Dijital operatör” stratejimizle birlikte teknoloji odaklı altyapı sağlayıcılığından hizmet odaklı bir deneyim sağlayıcılığına geçtik. Yaani, Lifecell, fizy, TV+, BiP, Lifebox, Dergilik, UpCall, GollerCepte ve Merhaba Umut gibi hizmetlerimizle toplumun her kesimine ulaşıyoruz.
Bir günün içinde 1440 dakika var. Geleneksel bir telekom şirketinin müşterisiyle ilişkisi yaklaşık 32 dakikadır. Bu sürede ortalama 16 dakika telefon ediyoruz, 16 dakika da gelen telefonlara cevap veriyoruz. Dünya ortalaması, Türkiye’de de çok farklı değil. 32 dakikalık bir ilişki. Bir şirketin yaratacağı değer potansiyeli, müşterileriyle ilişkisinin değeri boyutundadır. Bugün burada, bizim de müşterilerimiz 32 dakika telefonla konuşuyor. Ama aynı zamanda günde 147 bin dergi ve gazete okuyorlar.
26 dakikalarını dergilik uygulamasında geçirirken BİP’te 35 dakika anlık mesajlaşma, videolu konuşma yapıyorlar. Fizy’de 23 dakika müzik dinliyorlar, TV+’ta 56 dakika TV seyrediyorlar, trafik daha fazla olduğu zaman daha uzuyor, daha az olduğu zaman daha azalıyor bu süre. Lifebox ile 7 dakikalarını fotoğraflarını arşivleyerek, kategorize ederek geçiriyorlar. Biz yavaş yavaş bu 1440 dakika içinde daha çok pay alma ve daha çok hizmet verebilme yarışındayız.
Şu anda Apple ve Google’da en büyük ikinci yayıncı durumuna geldik. 85 milyona yakın uygulamamız indirildi, bunun bir kısmı yurt dışında, bir kısmı yurt içinde. Bunun anlamı, Android platformunda Google’dan sonra, iOS platformunda da Apple’dan sonra Türkiye’deki en büyük ikinci uygulama yayıncısının bizim olduğumuz.

Peki kullanıcıların değişen ihtiyaçları, söz konusu servisleri nasıl dönüştürüyor?
Yaşam alanlarımız her geçen gün biraz daha “bağlantılı” hale geliyor. Dijitalleşmenin dokunmadığı bir mecradan bahsetmek mümkün değil. Burada da artık iş yapış şekillerimizden yaşam standartlarına kadar her şey dönüşüyor. Artık TV izleme, müzik dinleme, okuma, sosyalleşme alışkanlıklarımız akıllı telefonlar aracılığıyla gerçekleşiyor. Biz de bu dünyaya yeni dijital servislerimizle uyum sağlıyor ve kullanıcılara yeni bir dünyanın kapılarını açıyoruz. Kullanıcılar bu dünyada sürekli bağlantılı kalmak istiyor.
Bize Turkcell ile ilgili rakamlardan da bahsedebilir misiniz?
Abonelerimizin şu anda yüzde 56’sı çoklu oyunda. Her iki kişiden biri hem ses hem data hem de en az bir tane dijital servisimizi kullanıyorlar.
Turkcell’in girişimcilik ekosistemini geliştirmek adına oluşturduğu kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’nda ağırlık verilen bir sektör var mı, yoksa platform herkese açık mı?
Turkcell’in kitlesel fonlama platformu Arıkovanı, yenilikçi teknoloji girişimlerini desteklemeyi amaçlıyor. Dolayısıyla platformumuz, teknoloji ve inovasyon dikeyindeki tüm projelere açık. Arıkovanı aracılığıyla girişimciler, geliştirdikleri teknoloji projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duydukları kaynağa toplum desteğiyle ulaşıyor ve bu kitlesel fonlama olarak adlandırılıyor.
Destek vermek isteyenler de bu platform üzerinden projeleri takip ediyor. Girişimcilerin henüz üretilmeyen ürünlerini satın alarak, onlara destek olan destekçiler de geleceğin teknolojilerinin şekillenmesinde çok önemli bir rol oynarken Türkiye girişim ve teknoloji ekosisteminin gelişmesine büyük katkıda bulunuyorlar. Bunun karşılığında da girişimcinin geliştirdiği ürüne, pazara çıktığında alacağı fiyatın çok altında bir bedel ödeyerek sahip oluyorlar.
Arıkovanı benzerlerine baktığımızda dünyada Kickstarter ve Indiegogo en büyük oyuncular olarak öne çıkıyor. Türkiye’de ise Fongogo, Fonlabeni, Crowdfon gibi platformlar yer alıyor. Teknoloji girişimlerine odaklanan Arıkovanı, bu anlamda ülkemiz pazarında bir ilk. Toplam fon büyüklüğü ile de birinci sırada yer alıyor. Türkiye’de sadece teknoloji girişimcilerini destekleyen ilk kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’na başvurular, platformun web sitesi ya da uygulaması üzerinden yapılabiliyor.
Kuruluş amacı gereği Arıkovanı, Türkiye’nin girişim ekosistemine fayda sağlamayı amaçlıyor. Bugüne dek yaklaşık 5 bini aşkın prototip aşamasındaki proje Arıkovanı’na ulaştı ve girişimciler platform üzerinden 3,7 milyon TL’yi aşkın destek topladı. Arıkovanı’nda fonlanan projelerin yaratıcıları, genellikle üniversite öğrencisi ve 28 yaş altı gençlerden oluşuyor.
Turkcell; prototip aşamasındaki ürünler için girişimcilere mentorluk veriyor, onları vitrine çıkmaya hazırlıyor. Pazarlama desteği sağlıyor (ücretsiz film desteği ve kampanya dönemi için medya bütçesi). Aynı zamanda bu projelerin müşterisi oluyor, her projeye belirli oranda sipariş veriyor. Projeler, Arıkovanı’na 60 gün süreyle vitrinde kalacak bir kurgu ile giriyor. Bu süre içinde de kendilerine koydukları bir hedefe ulaşmaya çalışıyorlar. Eğer hedefe ulaşamazlarsa o ana kadar toplanan para destekçilere iade ediliyor. Hedeflenen miktara ulaşıp aşıldığında girişimciye aktarılıyor.
Arıkovanı sayesinde üretim aşamasına geçen girişimlerin başarı hikayelerine örnek verebilir misiniz?
Başarılı girişimlerden öne çıkanlardan bazıları şöyle:
Ape Drone Technologies – APE X: Dayanıklı, kolay kullanılan ve taşınan bir drone üretmek için devam eden 2 yıllık bir Ar-Ge sürecinin sonunda “X” ortaya çıktı. APE X’te; 4K kayıt yapan ve 3 eksenli sabitleyiciye sahip bir kamera mevcut. Özel geliştirilen Mime Kumanda ise “Dünyanın En Kolay Kullanılan Drone’u’’ cümlesine yakışır bir yenilik. Hareketlere duyarlı Mime, sadece el hareketlerinizi algılayarak drone’a yön veriyor. Otomatik iniş-kalkış tuşuyla havaya kaldırmak için zorlanmayacağınız bir kumanda özelliğini taşıyor. Arkasında yer alan tuş ile de konum koruma ve GPS teknolojisi ile çalışan eve dönüş fonksiyonları kolaylıkla kullanılabiliyor.
4 yönlü ultrasonik sensörleri ile çalışan çarpışma engelleme fonksiyonu sizi istenmeyen kazalardan koruyor. 20 dakika uçuş süresine ve 1 kilometre menzile sahip drone, katlanır yapısıyla taşınması da çok kolay bir kullanım sunuyor. Ekibin asıl odaklandığı nokta ise drone içerisinde bulunan elektronik uçuş kartı yazılımı. 2 yıla yakın süredir, kartın dizaynı ve yazılımı üzerinde çalışan Ape Drone Ekibi, geliştirilen bütün drone’ları kontrol edip her türlü ihtiyaca göre çok kolayca modifiye edilebilecek bir uçuş kartı da ortaya çıkardı. Bu yazılımı açık kaynaklı koda dönüştürerek bütün dünyanın kullanımına sunulması da hedefleniyor.
Dünyada şu an sadece Amerika ve Çin tarafından geliştirilen 5 adet açık kaynaklı uçuş kartı mevcut. Ape uçuş kartı ile bu sayı 6 olacak. Proje 200 bin TL hedef ile yola çıktı ve 784 bin TL toplayarak Türkiye rekoru kırdı. Halen seri üretimine devam etmekte olan Ape Drone, fonlama rekoru kırdıktan sonra Kripto Labs DISC 2018’de dünyanın en inovatif 20 drone’u arasında yer aldı.
Çağkan Güneri, Kaan Cevher, Kadir Atakan Ata, Selin Orçunsel ve Dilbeste Kayıgil’den oluşan ekibin projesi 783 bin 955 TL destek topladı.
WeWALK Dünyanın İlk Akıllı Bastonu: WeWALK görme engellilerin günlük yaşamlarında devrim yaratacak nitelikte bir ürün. WeWALK akıllı baston dünyada bir ilk olma özelliğine sahip. Görme engelliler için tasarlanmış WeWALK, üç farklı devrimsel özellik sunuyor:

- Engel algılama (göğüs ve baş hizasında önüne çıkabilecek tabela, direk, ağaç dalı gibi engelleri kolaylıkla algılayarak uyarıyor)
- Telefonla entegrasyon (bluetooth ile cep telefonuna bağlandığında telefon ekranını simüle ederek, telefonu kontrol etme imkanı sunuyor)
- Açık platform (tüm mobil uygulamalarla entegrasyona uygun, bu sayede her geçen gün yeni özellikler kazanıyor) gibi pek çok özellik bir arada sunuluyor.
Arıkovanı’nın en hızlı fonlanan girişimi WeWALK, daha önce Elon Musk’ın da ödül aldığı Edison Awards’ta Sağlık ve İyi Yaşam kategorisinde altın ödüle layık görüldü. Kürşat Ceylan, Aykut Arabacıoğlu, Mete A. Mordağ, Tülin Yücel, Mesut Yılmaz, Eren Uzun, Mert Kaya ve M. Ali Baysal’ın oluşturduğu ekibin projesi 289 bin 971 TL destek topladı.
Yurt dışında kitlesel fonlama sistemi yoluyla hayata geçen ve uluslararası alanda başarılı olan girişimler görüyoruz. Bu doğrultuda Türkiye’deki girişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yurt dışında kitlesel fonlama yöntemi uzun yıllardır girişimler tarafından kullanılan bir yöntem, dolayısıyla sayıca daha fazla girişimin bu yönetimi kullandığını ve daha fazla başarı hikayesi çıktığını görüyoruz. Türkiye’de yasal altyapısı henüz geliştirilmekte olan kitlesel fonlama yönteminin kısa sürede girişimler tarafından sıklıkla kullanılmak istenen bir yöntem olduğunu görüyoruz.
Kısa sürede başarı hikayesi yaratan Ape X Drone, WeWALK, Outliers gibi örnekler bizi umutlandırıyor. 28 Kasım 2017’de yürürlüğe giren 7061 sayılı Torba Kanun ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda (SPK) yapılan değişiklik ile “Kitle Fonlaması” kavramı ilk defa mevzuata girmiş ve “bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla kurul tarafından belirlenen esaslar dahilinde SPK’nın yatırımcı tazminine ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplanması” olarak tanımlanmıştır.
Ülkemizde kitlesel fonlama kampanyaları şimdiye kadar ödül karşılığı ya da hibe yoluyla gerçekleşiyordu. Hisse ya da borçlanma karşılığı fonlama ise bankacılık, sermaye piyasaları ve ticaret hukuku düzenlemelerinden kaynaklı nedenlerle yasal olarak yapılamıyordu. Yasayla ödül bazlı ve hibe usulü kitlesel fonlama düzenleniyor. Bununla birlikte hisse bazlı kitlesel fonlama da hayatımıza giriyor. İlgili yasayla destekçiler artık fon sağladıkları girişimlere hisse karşılığında ortak olabilecek.
Yeni yöntem hem girişimciler hem de yatırımcılar için önemli bir kazanım olacak. Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilik ekosistemine yeni bir soluk getirecek olan düzenlemeyle özellikle erken aşamadaki girişimcilerin daha küçük miktarda ancak daha fazla yatırımcı tarafından fonlanması sağlanacak. Daha çok erken aşama girişimin halk tarafından fonlanması, girişimcilik ekosistemindeki yatırımları daha demokratik hale getirirken ileri aşama girişim sayısını artıracak. Girişim sayısıyla teknoloji-inovasyon üretimi ve istihdam artacak.
Mobil küresel anlamda yükselişini sürdürürken mobil ticaretin de hızla ivme kazandığını görüyoruz. Bu noktada, dünyada ve ülkemizde mobil ticaretin gelişim sürecini nasıl yorumluyorsunuz?
Özellikle son yıllarda büyük bir hızla gelişen e-ticarette kullanıcıların karşısındaki önemli bariyerleri kaldırmak gerektiği, en önemli yorumum olur. Bu bariyerler üyelik, şifre hatırlama ve ödeme. Gelişim sürecinde bu başlıklarda yaratılacak güven, tüketicilerin karar verme sürecini etkileyene en önemli faktör. Biz de bir süredir bu konuda çalışma yapıyoruz.
Turkcell’in hızlı giriş teknolojisi ile şifre unutma derdi olmadan sadece telefon numaralarını girerek üye olunabiliyor. Bu sayede kendi telefonu dışında, başka bir cihazdan sizin yerinize üye girişi yapılabilmesinin de önüne geçiliyor. Ayrıca kullanıcı “Beni Hatırla” seçeneğini işaretleyerek giriş süresini daha da kısaltabiliyor. Kullanım alışkanlıklarına baktığımızda, insanların şifresini hatırladığı siteleri kullandığını gördük. Bu noktadan yola çıkarak cep telefonu numarasını bilen herkesin hızlı giriş teknolojimizin yer aldığı internet sitelerine kolaylıkla giriş yapabileceğini söyleyebiliriz. Ayrıca Türkiye’nin en kapsayıcı ödeme platformu Paycell ile de tüm müşteriler bir telefon numarasıyla, kredi kartı numarası girmeden ödeme yapabiliyor.
Tüketicilerin çeşitlenen beklentileri doğrultusunda teknolojinin günlük hayata hızla adaptasyonu da giderek önem kazanıyor. Turkcell olarak yeni dönem planlarınızda hangi teknolojilere ağırlık vermeyi hedefliyorsunuz?
Data ve dijital servisler üzerine kurduğumuz iş modelimizin başarısı dünya çapında sektörün en hızlı büyüyen operatörlerinden biri olmamız ile tescilleniyor. 2017 yılını rekorlarla kapayarak yıl içinde iki kez yukarı yönde güncellediğimiz hedeflerimizi de aşan sonuçlar elde etmiştik. Şimdi de bu güçlü finansal ve operasyonel sonuçlarımızı önümüzdeki dönemde devam ettireceğimizin sözünü veriyor ve dünyanın ilk dijital operatörlerinden biri olmanın verdiği güç ile hedeflerimizi daha da ileriye taşıyoruz.
2020 yılında gerek operasyonel gerekse finansal anlamda artık daha güçlü bir Turkcell olacak. Önümüzdeki üç yıllık dönemde gelirlerimizi yılda ortalama yüzde 14 ile yüzde 16 arasında artırmayı hedefliyoruz. Bu dönemdeki faiz amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) marjı hedefimizi ise yüzde 37-40 aralığına yükselttik. Bu hedefler sayesinde tüm dünya çapında Turkcell, dünyanın ilgisini çekmeye devam eden lider dijital operatör olmaya devam edecek.

Diğer e-ticaret röportajlarını okumak için tıklayın.
E-ticaret Çağı Haziran sayısını ücretsiz okumak için tıklayın.




















