Zeki Müren de bizi görecek mi?
Nesnelerin interneti konusunda ülkemiz daha sakin adımlarla giderken ABD’de çoktan milyar dolarlık bir endüstri oluşmuş durumda
Hatırlarsınız bu repliği, Vizontele filminde televizyonu ilk kez gören halkın gösterildiği sahnede Cem Yılmaz dillere pelesenk olan bu cümleyi söylemişti. Doğru ya, biz onu görüyoruz da o da bizi görecek miydi? O dönem için gayet masum ve anlaşılır olan bu soruyu bugün sorsak, herkes her şeyi en ince ayrıntısına kadar görüyor, ne yaptığımızı an be an izliyor ama ne kadarı gizli kalıyor; asıl sorun burada derdik.
Teknolojinin hayatımıza kattığı yenilikler sayesinde işlerin daha kolaylaşması ve hızlanması kulağa hoş geliyor, ama verilerin gizliliği yüzde 100 nasıl sağlanacak? Her yerde farkında olmadan bıraktığımız dijital izler ileride bize sıkıntı olarak geri dönecek mi? Nerelerde ne tip izlerimiz kalıyor, biraz sesli düşünelim; aşağıda yazdıklarımı siz de düşünün ve sorun var mı, yok mu siz karar verin.

– Nesnelerin interneti konusunu artık herkes ezberledi. Internet of things diye de tabir edilen, makinelerin makineler ile konuşması olarak bilinen bu süreçte ülkemiz daha sakin adımlarla giderken ABD’de çoktan milyar dolarlık bir endüstri oluşmuş durumda. Evdeki buzdolabının köşedeki markete haftalık siparişleri vermesi güzel, ama ya bu veriler kötü niyetli birilerinin eline geçerse ne olabilir? Evimde neyi ne kadar tükettiğimin birtakım firmalar veya kişiler tarafından bilinmesi beni rahatsız etmeli mi? Bilseler ne olur, bilmeseler ne olur? – Cloud teknolojisi harika bir uygulama. Her şeyi bulutta saklamak ve istediğimiz zaman istediğimiz yerden ulaşmak işleri kolaylaştırıyor, ama birileri buraya sızsa ve size ve şirketinize ait gizli bilgilere erişse ne gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz?
– Facebook platformunda bazı şeyleri beğeniyorsunuz, haberlere yorumlar yapıyorsunuz ve paylaşımlarda bulunuyorsunuz. Firmaların reklam verirken hedef kitleyi seçerken sizin beğendiğiniz sayfalara, yaşınıza, cinsiyetinize, mesleğinize ve hangi bilgileri paylaştıysanız bunlara baktığını biliyor muydunuz? “Burada sorun yok” diyorsanız bazı reklamlar sizi fazlasıyla yakaladığında “en yakın arkadaşım bile benim bu markayı almak istediğimi bilmezken Facebook’un bunu bilmesi acayip değil mi” diye düşünüp hafiften irkilmiyor musunuz? “Farkında olmadan kişisel bilgilerimin çoğunu paylaşmışım” demiyor musunuz?
– Twitter’da bazı kişilerin paylaştığı resimleri ve haberleri doğruluk payını bilmeden siz de paylaştığınızda, sonradan bunların sahte olduğunu gördüğünüzde “bilip bilmeden neden bunu yaptım” diyor musunuz? Bu haber ve resimleri doğrulatma ihtiyacı duymuyor musunuz?
– Cep telefonunuza yüklediğiniz mobil uygulamaların bazıları sorunlu olabiliyor ve cep telefonunuz kapalıyken bile bulunduğunuz ortamı dinlemeye alabiliyor, böyle bir riskin olduğu bir dünyada yine de her uygulamayı yüklemek istiyor musunuz?
– Bankaların internet şubesinden faydalanıyorsunuz ve bu zaman tasarrufu anlamında inanılmaz katkıda buluyor, ama kötü niyetli kişilerin size sanki bankadan e-posta gönderiyormuş gibi mesaj gönderip bilgilerinizi alıp sizin adınıza işlem yaptıklarını biliyor muydunuz?
– Özellikle telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren firmalar adına e-posta gönderiyormuş gibi yapıp faturanızı görmeniz için link’e tıklatıp bilgisayarınıza virüs gönderip bütün dosyalarınızı kullanılamaz hale getiren uluslararası şebekeler olduğunu ve bunun karşılığında 1000 TL’ye yakın ücretler istediklerini duymuş muydunuz?
– Beacon teknolojisi sayesinde fiziki mağazası olan firmanın mobil uygulaması varsa ve o dükkana girdiğinizde bu açıksa orada kaç dakika zaman geçirdiğinizi, hangi reyonda hangi ürünle ilgilendiğinizi ve oradan alışveriş yapıp yapmadan çıktığınızı gören firmaların akşam size baktığınız ürünle alakalı e-posta atıp bunu almanızı teşvik etmeye çalıştığını fark etmiş miydiniz? Hatta bu firmanın sadık ve iyi müşterisiyseniz kimseye vermediği ama size verdiği özel bir indirim kodu olduğunu biliyor muydunuz?

Bu örneklere devam edersek sanırım sabaha kadar bitmez, ben sadece beyin jimnastiği yaptırmak ve aslında en yakın dostlarımızla ve aile üyeleriyle bile paylaşmadığımız veya onlarda olmayan bilgilerin birçok yerde olduğunun altını çizmek istedim. “Çözüm ne” derseniz, yüzde 100 çözüm yok ama size özel paylaşımları herkese açık platformlarda yapmamak, şifremizi sık sık değiştirmek, bilmediğimiz uygulamaları yüklememek belki başlangıç için belli riskleri ortadan kaldırabilir.
Hep diyorum, biri bizi gözetliyor ve gözetlemeye de devam edecek, ama ne kadar gözetleyeceği tamamen sizin vereceğiniz izne bağlı.
Diğer e-ticaret köşe yazılarını okumak için tıklayın.
E-ticaret Çağı Haziran sayısını ücretsiz okumak için tıklayın.




















